Turkish Archives of Pediatrics
Original Article

Effect of circumcision on urinary tract infection in boys

1.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

2.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye

Turk Arch Pediatr 2010; 45: 137-140
DOI: 10.4274/tpa.45.137
Read: 950 Downloads: 734 Published: 14 December 2020

To assess the effect of circumcision after the newborn period on recurrence of urinary tract infections (UTI) in boys. Fifty-six boys ranging in age from 1 to 70 months (median 5 months) with UTI were evaluated retrospectively. Renal ultrasonography and dimercaptosuccinic acid scan were performed in all patients at admission. Voiding-cystourethrography was performed in selected patients. Thirty-three boys had no underlying vesicoureteral reflux (VUR), 23 boys had VUR grade 1-3. Regular urine samples were cultured to detect UTI, defined as a single species with >105 colony-forming units/ml. Number of UTI per urine sample (number) and per follow-up time (month) were compared before and after circumcision. In the whole group; median UTI per sample was 0.33 (IR; 0.21) before circumcision and 0.0 (IR; 0.50) after circumcision, median UTI per month was 0.37 (IR; 0.51) before circumcision and 0.0 (IR; 0.0) after circumcision. When the analysis was done seperately, UTI episodes were significantly lower after circumcision both in patients with no underlying urinary tract anomaly and patients with low grade reflux. This study suggests that circumcision after the newborn period decreases recurrence of urinary tract infections in preschool boys with and without reflux. (Turk Arch Ped 2010; 45: 137-40)


Çocuklarda sünnetin idrar yolu enfeksiyonu sıklığı üzerine etkisi

Çocuklarda yenidoğan dönemi sonrası yapılan sünnetin idrar yolu enfeksiyonu sıklığı üzerine etkisini değerlendirmektir. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren yaşları 1-70 ay (ortanca 5 ay) arasında 56 erkek çocuk çalışmaya alındı. Tüm hastalara böbrek ultrasonografisi ve dimerkaptosüksinik asit sintigrafisi başvuruda uygulandı. “İşeme sistoüretrografisi” seçilmiş hastalara yapıldı. Otuz-üç hastada vezikoüreteral reflü tespit edilmedi, 23 hastada 1-3 dereceli vezikoüreteral reflü vardı. Hastalardan düzenli aralıklarla idrar kültürleri alındı, idrar yolu enfeksiyonu idrar kültüründe >105 cfu/ml tek bir organizmanın üremesi olarak tanımlandı. İdrar örneği başına (sayı) ve takip süresi (ay) boyunca geçirilen idrar yolu enfeksiyonu sıklığı sünnet öncesi ve sonrası değerlendirilerek karşılaştırıldı. İdrar yolu enfeksiyonu sıklığı, kültür başına sünnet öncesi ortanca 0,33 (IR; 0,21) ve sünnet sonrası 0,0 (IR; 0,50) bulundu. Takip süresi boyunca geçirilen idrar yolu enfeksiyonu sıklığı, sünnet öncesi ortanca 0,37 (IR; 0,51) ve sünnet sonrası 0,0’dı (IR; 0,0). Vezikoüreteral reflüsü olmayanlar ve düşük dereceli reflüsü olanlar için ayrı ayrı analiz yapıldığında benzer şekilde sünnet sonrası idrar yolu enfeksiyonu sıklığının her iki grupta azaldığı görüldü. Bu çalışmada yenidoğan dönemi sonrası yapılan sünnetin, vezikoüreteral reflüsü olan ve olmayan hastalarda idrar yolu enfeksiyonu sıklığını azalttığı gösterilmiştir.(Turk Arş Ped 2010; 45: 137-40)

Files
EISSN 2757-6256